Çalışma hayatında en istenmeyen, ancak ne yazık ki en sık karşılaşılan kriz anlarından biri iş kazalarıdır. Bir işçinin sabah evinden çıkıp çalışmaya giderken veya mesaisi sırasında bedensel ya da ruhsal bir zarara uğraması, hem kendisi hem de ailesi için derin bir travma yaratır. Böyle bir durumda öncelik elbette ki sağlıktır; ancak tedavinin hemen ardından devreye giren hukuki ve maddi süreçler, ailenin geleceğini doğrudan etkiler.
Toplumda, "Kaza benim dikkatsizliğimden oldu, hiçbir hak talep edemem" veya "İşveren hastane masraflarını ödedi, konu kapandı" gibi çok ciddi hukuki yanılgılar bulunmaktadır. Oysa İş Hukuku ve İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) mevzuatı, işçiyi koruyan çok güçlü mekanizmalara sahiptir. Bu makalede, neyin iş kazası sayıldığını, SGK bildirim süreçlerini, işverenin sorumluluğunu ve kaza geçiren işçinin (veya vefatı halinde ailesinin) tazminat haklarını Avukat Uğur Güler'in uzman perspektifiyle inceliyoruz.
1. Hukuken Neler "İş Kazası" Sayılır?
Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için illaki fabrika sınırları içinde veya makine başında yaşanması gerekmez. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre aşağıdaki durumlardan herhangi birinde meydana gelen kaza, yasal olarak "İş Kazası" kabul edilir:
-
İşçinin işyerinde bulunduğu sırada (Örneğin; mola saatinde çay içerken düşüp yaralanması veya işyeri bahçesinde kalp krizi geçirmesi).
-
İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle görevli olarak başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda.
-
İşveren tarafından sağlanan bir taşıtla (personel servisiyle) işe geliş veya gidiş sırasında yaşanan trafik kazalarında.
-
Emziren kadın işçinin, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda (süt izninde) geçirdiği kazalarda.
2. Hayati Adım: Kaza Anı ve SGK Bildirim Süreci
Bir iş kazası yaşandığında, atılacak ilk adımlar ileride açılacak tazminat davalarının kaderini belirler. İşverenlerin sıkça başvurduğu "Olayı iş kazası olarak göstermeyelim, normal kaza diyelim, hastane masraflarını ben cebimden öderim" şeklindeki teklifler, işçinin yasal haklarını tamamen yok etmeye yönelik bir tuzaktır.
İşverenin Bildirim Yükümlülüğü
İşveren, olayın olduğu yerdeki kolluk kuvvetlerine (polis/jandarma) derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) ise olay tarihinden sonraki en geç 3 iş günü içinde kazayı bildirmekle yükümlüdür.
İşveren Bildirmezse İşçi Ne Yapmalı?
İşveren bu bildirimi yapmazsa veya hastaneye "evde düştü" şeklinde beyan verilmesi yönünde baskı yaparsa; işçi veya ailesi derhal SGK'ya bizzat dilekçe ile başvurarak olayın bir iş kazası olduğunu bildirmeli ve kolluk kuvvetlerine şikayette bulunmalıdır. Hastane kayıtlarına olayın iş kazası olarak geçmesi hayati önem taşır.
SGK'nın Sağladığı Haklar
Kazanın SGK'ya bildirilmesiyle birlikte Kurum müfettişleri bir tahkikat yapar. Olay iş kazası olarak kabul edilirse SGK işçiye şu hakları sağlar:
-
Tedavi süresince çalışamadığı günler için Geçici İş Göremezlik Ödeneği (Rapor Parası).
-
Kaza sonucu işçide %10 ve üzerinde kalıcı bir hasar oluşursa, hayat boyu ödenecek Sürekli İş Göremezlik Geliri. (Bu gelir, işçinin ileride başka bir işte çalışmasına engel değildir).
3. İşverenin Sorumluluğu (Kusur Oranı)
İşverenler, işyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) önlemlerini eksiksiz olarak almak, işçilere gerekli koruyucu ekipmanları (baret, eldiven, emniyet kemeri) sadece vermekle kalmayıp, bunların kullanımını aktif olarak denetlemek zorundadır.
Tazminat davalarında mahkeme bir "Kusur Bilirkişisi" atar. Kazanın meydana gelmesinde kimin ne kadar kusurlu olduğu (%100 üzerinden) hesaplanır. "İşçi bareti kendi takmamış" savunması işvereni kurtarmaz; çünkü kanun işverene "o bareti taktırma ve denetleme" yükümlülüğü yüklemiştir. Ancak işçinin açıkça uyarılmasına rağmen ısrarla kuralları ihlal etmesi durumunda (müterafik kusur), işçiye de belli bir oranda kusur verilebilir ve bu oran alınacak tazminattan düşülür.
4. İş Kazası Sonrası Açılabilecek Tazminat Davaları
SGK'nın bağladığı gelirler işçinin mağduriyetini tam olarak karşılamaz. Kusurlu işverenden (ve bazen asıl işverenden/taşerondan) talep edilebilecek tazminat kalemleri şunlardır:
Maddi Tazminat
-
Tedavi ve Bakım Giderleri: SGK tarafından karşılanmayan ilaç, protez, ameliyat veya özel bakım masrafları.
-
Geçici ve Sürekli İş Göremezlik Tazminatı: İşçinin tedavi gördüğü süredeki gelir kaybı ve eğer vücudunda kalıcı bir sakatlık (maluliyet) oluşmuşsa, hayatının geri kalanında yaşayacağı efor ve kazanç kaybının peşin ve toplu olarak ödenmesi.
Manevi Tazminat
Kazanın işçide yarattığı fiziksel acı, elem, üzüntü ve psikolojik yıkımın bir nebze olsun telafi edilebilmesi için hâkim tarafından takdir edilen tazminat türüdür. Kaza sonucu işçi vefat ederse veya ağır bir sakatlık geçirirse, eşi, çocukları ve anne-babası da kendi acıları için manevi tazminat talep edebilir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (Ölüm Halinde)
Kaza sonucunda işçi vefat etmişse, onun sağlığında maddi olarak destek olduğu kişiler (eşi, çocukları, bazen anne-babası), işçinin yaşasaydı onlara sağlayacağı muhtemel maddi desteği, işverenden toplu olarak talep edebilirler.
Avukat Uğur Güler ile Haklarınızı Eksiksiz Alın
İş kazası davaları; SGK tahkikatlarının takibi, maluliyet (sakatlık) oranlarının Adli Tıp Kurumu'ndan doğru bir şekilde alınması, kusur oranlarına itiraz edilmesi ve aktüerya (tazminat hesabı) bilirkişilerinin son derece karmaşık hesaplamalarının denetlenmesini gerektiren, İş Hukukunun en zorlu ve teknik alanlarından biridir. Olay anında işveren tarafından imzalatılan bir tutanak veya "Tüm haklarımı aldım, şikayetçi değilim" şeklindeki bir ibraname, telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açabilir.
Avukat Uğur Güler, İş Kazaları Hukuku alanındaki derin uzmanlığıyla; kaza sonrasındaki SGK başvuru süreçlerinin doğru yönetilmesi, ceza soruşturmalarında işçinin hakkının korunması ve İş Mahkemelerinde açılacak maddi/manevi tazminat davalarının en yüksek kazanımla sonuçlandırılması için titiz bir avukatlık hizmeti sunmaktadır. Yaşadığınız bedensel ve ruhsal acının ardından maddi geleceğinizin de kararmaması için yasal mücadelenizi uzman bir avukatla yürütün.